BEYİN VE SİNİR CERRAHİSİ

HİZMETLERİMİZ

  • Beyin Tümörleri
  • Omurga Cerrahisi
  • Bel Fıtığı - Boyun Fıtığı
  • Omurga Kırığı - Bel Kayması
  • Skolyoz (Omurga Eğrilikleri)
  • Ankilozan Spondilit (Kamburluk)
  • Omurga Tümörleri
  • Sinir Sıkışmaları
  • Beyin Kanamaları
  • Hidrosefali (Beyinde su toplanması)
  • Doğumsal Anomaliler
  • Kafa Travmaları

Bel fıtığı neden oluşur?

Belimizde, kemiklerin arasında disk denen kıkırdaklar vardır. Bu kıkırdaklar bizim bütün yükümüzü taşırlar ve yük taşıyan her şey gibi de bir süre sonra da aşınırlar. Ben bunu arabanın lastiğine benzetirim. Bu aşınma otuzlu yaşlardan itibaren başlar. Genelde aşağıdan yukarıya doğru olur bu aşınma çünkü en çok alttakiler yük taşır. Bu kıkırdaklar bozulduğu zaman gelen yükü taşıyamazlar ve çökerler. Çökünce, buradan çıkan sinirleri sıkıştırarak bacağa vuran ağrılar şeklinde şikayetler başlar. Bu durum, bacaklarda uyuşma, kasılma, karıncalanma, yanma, kramplar, gece huzursuzlukları, erkeklerde sık idrara gitme, kadınlarda idrar tutamama gibi problemlere de yol açabilir.

Bel fıtığı ile ilgili risk grupları ve dikkat edilmesi gerekenler

Peki nelere dikkat edebiliriz? Fazla kilo almazsak, , aşırı spor yapmazsak bu problemlerle biraz daha geç yaşlarda karşılaşırız. Belle ilgili problemlere çok spor yapanlarda ve hamilelik, doğum, emzirme, ev işleri dolayısıyla daha çok risk altında olan da kadınlarda daha genç yaşlarda karşılaşıyoruz.

Boyun fıtığı nedir, belirtileri nelerdir, hangi yaş grubunda ve hangi mesleklerde daha çok görülmektedir?

Boyun fıtıkları ve bel fıtıkları genellikle aynı gibi görülür ama birbirinden tamamen farklı şeylerdir. Bel fıtığı kaçınılmazdır, arabanın lastiği gibidir, ne yaparsak yapalım aşınırlar. Boyun öyle değildir. Boyun arabanın bir aksesuarı gibidir. Eğer iyi kullanırsanız, hayat boyu hiçbir problemi olmadan gidebilir. Yük geldikçe, kemikler, kıkırdaklar öne doğru gelsin, arkada omurilik ve sinirler rahat etsin diye boynun geriye doğru bir eğriliği vardır. Eğilerek iş yapma alışkanlıkları, bilgisayarın çok kullanılması, cep telefonlarıyla sürekli eğilir şekilde durma, fazla kitap okuma, bizim çok ameliyat yapmamız, bankacıların bilgisayar karşısında çok durmaları, manikür – pedikür yapanların eğilmesi dolayısıyla boynun bu eğriliğinde bir “düzleşme” meydana gelir. Düzleşme olduğunda, yük geldiğinde öne değil de arkaya doğru gitmeye başlar. Arkaya doğru gittiği zaman buradaki sinirlere dokunarak ağrılar yapar. “Boyun düzleşmesi” dediğimiz şey budur. Boyun ağrılarına genelde boyun düzleşmesi denir, geçilir. Buradaki düzleşmeye bağlı ağrılar, orta hat ağrısı dediğimiz, boyunda, ensede, sırtta, kürek kemiklerine doğru, zaman zaman da başa yayılan ağrılardır. Ancak dayanılır ağrılardır. O yüzden biz bu düzlüğü ihmal edip hayatımıza devam ederiz. Tutuldum, bir masaj yapalım, bir duş alayım, ilaç alayım derken vücut kendi tedbirini kendi almaya gider. Bakar ki bir yerden sürekli ses geliyor, buraya kemik ve kireç desteği getirerek burayı tamir etmeye, tutturmaya çalışır. Yaptığı iyi bir şeydir, burada bir birleştirme yapar ama bir süre sonra bu gelen kemik ve kireç desteği de burada baskı yapmaya başlar. Dolayısıyla “sert boyun fıtığı” dediğimiz, boyun fıtıklarının yaklaşık %70 ini oluşturan grup ortaya çıkar. Burada bizim için sıkıntılı olan kısım, bu hastalarda ağrı daha geri planda kaldığından, hastalar bize gelene kadar uzun süre dayandıkları için bize geldikleri noktada kuvvet kayıpları başlamış olur.

Bel ve boyun fıtığı ameliyatlarında felç olma riski var mı?

Bel ameliyatlarında felç olma riski yoktur. Birinci bel omuru hizasında bel başlarken omurilik biter. Dolayısıyla bu bölgede omurilik olmadığı için felç olma gibi bir şey de söz konusu değildir. Ancak, tek tek sinirler çıktığı için, L4-5’ten L5 siniri çıkıp ayağa gittiği için sadece ayakta bir güçsüzlük, ayakta bir felç olabilir. Bunlar da daha çok ameliyat olunmadığı takdirde ortaya çıkar. Ameliyat sırasında bu bölgede omurilik olmaması ve kemik yapısının geniş olması bize rahat hareket alanı sağlar. Bir bel fıtığı ameliyatından sonra güç kaybı, yatalak kalma, felç olma riski yoktur. Sinir felci olma risk de çok düşüktür. ,

Boyun ameliyatlarında öyle değildir. Boyun ameliyatlarında ne olursa olsun omuriliğin olduğu bir yerden ameliyat yaparsınız. Buradaki en önemli nokta, hastanın gecikmesiyle ilgilidir. Hastanın kaybettiği şeyleri geri getirilmesi mümkün değildir. Hasta size eli kolu tutmaz bir şekilde geldiği zaman siz ne ameliyatı yaparsanız yapın, o eli kolu tutar hale getiremezsiniz. Eğer ameliyattan sonra bir miktar geri dönerse, bu hem hastanın hem sizin şansınıza olur. Bir de ameliyattan önce hastada ne kadar çok baskı, ne kadar çok kuvvet kaybı, omurilik hasarı varsa, ameliyat sırasındaki küçük dokunmalarla bile ameliyattan sonra o kadar çok hasar oluşma riski vardır.

Bel fıtığının kesin tanısı nasıl konur ?

Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG) bize omurgalar, disk ve sinir kökleri ile omuriliğin durumu hakkında ayrıntılı ve yeterli bilgi verir. Ancak bu sabit pozisyonda yatarak yapıldığı için omurların dizilimi hakkında yeterli bilgi vermez. Bu nedenle ameliyat öncesi hareketli bel filmlerinin çekilmesi, ileri yaşlarda eşlik eden kireçlenmeler varsa tomografi eklenmesi, ama hepsinden önemlisi tüm bu tetkiklerin yeni olması gerekmektedir. 3 ayı geçen tetkikler mutlaka tekrarlanmalı, eklenen bir yakınma veya ağrıda değişiklik varsa 1 günlük tetkik bile varsa yenilemekteyiz.

Beyin kanamaları nasıl oluşur?

Beyin kanamasını iki ana grupta toplamak lazım. Bir tanesi travmatik olanlar, diğeri de kendiliğinden olanlar.

Travmatik olanlar trafik kazalarından sonra veya düşmelerden sonra olanlardır. Bunlar kafatası kemiği ile beyin zarı arasında epidural dediğimiz kanamalardır. Eğer zamanında yakalanırsa, tamamına yakın temizlendiği zaman, beynin kendisine bir baskı oluşturmadığı için, hasar oluşturmadığı için, yüksek bir oranda problem olmadan hastanın normal hayatına dönmesi mümkün olur. Bunun altına olan kanamalar, subdural kanamalar dediğimiz kanamalardır ki bunlar da eğer kazaya bağlı akut olarak birden bire olursa, hızlı bir şekilde ölüme götürür hastaları. Yaşlılarda özellikle beyin bir miktar küçülüp orada kana bir yer açacağı için uzun dönemde kronikleşir ve bazen basit bir delik açarak bunu boşaltmak mümkün olabilir.

Bir üçüncüsü de kazaya bağlı beynin içinde olan kanamalardır. Beynin içine kadar olan darbelerde, beyni hasarlayan, kanatan darbelerde beynin kendisinde de hasar olur, sadece kanamanın kendisi değil beynin o şiddetle ileri geri gitmesi bile özellikle ana fonksiyonu beyinle vücut arasındaki fonksiyonları birbirine bağlayan beyin sapının hasarlanmasına ve hastaların bitkisel hayata girmesine neden olabilir. Bunlarda da eğer kanama çok büyükse, cerrahi ile kanın boşaltılmasında fayda vardır.

Kendiliğinden olan kanamalar ise, birinci sırada yüksek tansiyona bağlı olan kanamalardır. Yüksek tansiyona bağlı damar yapısında bozulmalar olur.. Bunlar ani bir tansiyon yükselmesiyle zorlanarak yırtılırlar ve beynin içinde kanamaya sebep olurlar. Bunlar da eğer çok büyükse, hastanın da genel durumu iyiyse ameliyatla boşaltılması gereken kanamalardır. Burada tansiyonun korunması çok önemlidir.

Kendiliğinden olan kanamaların bir diğer sebebi de doğuştan olan damar bozukluklarıdır. Bunlar anevrizmalar ve Arteriovenözmalformasyonlardır.

Anevrizma dediğimiz şey, damar duvarındaki kas eksikliğine bağlı olarak damar duvarının bir noktadan zayıf olmasıdır. Burası da zaman içinde tansiyonla bir balonlaşmaya yol açar. Bunlar yine tansiyon yükselmeleriyle, ıkınmayla, hapşırmayla yaşamın bir yerinde kanayabilir. Her anevrizma kanayacak diye bir şey yoktur. Bazen bir yaşında kanayan anevrizmalar görüyoruz, bazen yüz yaşında ölen bir hastanın otopsisinde ancak anevrizmasının varlığı gözükebiliyor.

Ama genç hastalarda tesadüfen de olsa kanama olmadan bir anevrizma tespit edildiği zaman bunun mutlaka ortadan kaldırılması gerekir. Çünkü anvrizmaya bağlı olan kanamalar yaygın kanamalardır ve hastaların yaklaşık yüzde ellisi hastaneye gelmeden kaybedilir.

Dolayısla bizim ölüm ve sakatlık dediğimiz oranlar bunlarda çok yüksektir. O yüzden bulunduğu anda tedavi edilmesi gerekir.

BOYUN AĞRISINA ÖNERİLER

Boyun ve sırt kaslarını güçlendirmek, eklem ve yumuşak dokuların esnekliğini artırmak için uygun egzersizlerin yapılması çok önemlidir.

Egzersizlere başlanınca ilk günden itibaren çok hızlı bir `iyileşme beklenilmemelidir. Çünkü süreç, kasların güçlenmesi ile ilgilidir. Hareketlerin sayısı ve tempo, gün geçtikçe, yavaş yavaş önerilen şekilde arttırılmalıdır.

Egzersizler ağrı sınırları içinde yapılmalı ve egzersiz sırasında ağrı artışı hissedildiğinde bırakılmalıdır.

Egzersizler sırasında ani ve hızlı hareketlerden kaçınılmalı ve nefes tutulmamalıdır. Egzersiz esnasında düzenli nefes alıp vermek çok önemlidir.

Boyun Ağrısında Oneriler

1. Ayakta dik dururken normal durusunuza dikkat ediniz. Ayakta iken, başınız ve göğüsünüz dik, karın ve kalçalar içerde ve hafif önde durunuz

2. Eller omuz hizasından daha yukarıda iken is yapılması omuzdaki kasları belirli bölgelerde sıkıstırarak ağrı ve hareket kısıtlılığına yol iş yapmanız gerekiyorsa. merdiven kullanarak is yapacağınız yüksekliğe yakın olmaya çalısınız.

3. Giyisilerínizin rahatlığı çok önemlidir. Özellikle, iş yaparken rahat ve sıkmayan giyisiler giyiniz. Sıkı veya dar sütyenler kollarınızın damar, sinir ve kaslarını sıkıstırarak beslenmelerini bozacağından tercih etmeyiniz.

4. Ani olarak yapılan sert ve ters hareketler boyun ve kollardaki kasların ağrılı spazmlarına neden olur. Ani. sert ve ters boyun hareketlerinden sakınınız.

5.Banyo yaparken, duslu sistemleri tercih ediniz. Saçınızı yıkarken ve kurularken veya tararken normal ve dik duruşu tercih ediniz, yavaş hareketler yapınız.

6.El işi, dikiş-nakış yapma, yemek yeme, bulaşık işlerini yorucu ve zorlayıcı hale getirmeyiniz.

7. Ayakkabı ve çorap giyerken, aşağıya doğru fazla eğilmeyiniz. Ayağınızı bir tabureye koyarak veya oturarak bu islemi yapabilirsiniz

8. Öksürme ve hapşırma ile boyun omurlarındaki basıncın artmasına neden olursunuz Bu durumda disk ve omurlardaki ani basınç artısı ile çesitli yaralanmalar meydana gelebilir. Boynunuzu bir elinizle tutarak bu riskleri azaltmış olursunuz.

9. Ani ısı değişiklikleri yakınmalannızı arttınr. Evin ısısını sabit bir değerde tutunuz. Kışın giyeceğiniz boğazlı giysiler boynunuzun sıcak kalmasını sağlar. Yazın boyun ve baş kısmının terlememesine dikkat ediniz, çünkü îerlí ya da ıslak boyun ile hava akımına maruz kalmak yakınmalannızı arttırır.

10. sandalyede dik oturunuz. Omuzlar geride, sırt ve bel arkadan destekli, ayaklar yere düz basmıs sekilde olmalıdır.

11. Uzun sûre sabit pozisyonda kalmayı gerektiren; ders çalışmak, bilgisayar kullanmak, kitap-gazete okumak ve televizyon izlemekten sakınınız Masaya eğilmeyiniz, eğimli masalar kullanınız. Okuduğunuz nesneyi göz hizasına kadar yükseltiniz. Bunları yaparken molalar veriniz.

12. Sandalyeden kalkarken, öne doğru kayarak kalkınız. Otururken ayaklarınız yere değmelidir.

13. Kol destekli sandalyede oturunuz.

14. Aracta, başınızı koltuk boyunluğuna yaslayınız ve kemeri bağlayınız.

15. Araçta yolcu iseniz boyunluk, şişme boyun simidi veya yastık kullanabilirsiniz. Yolunuz kısa ise, araçtaki el askısına tutununuz. Böylelikle sarsıntılardan etkilenmezsiniz.

16. Yüzüstü yatmayınız, yan yatmak ideal olanıdır. Boyun destekli, ne çok yûksek, ne çok alçak, yarı sert bir yastık kullanınız.

BEL AĞRISINA ÖNERİLER

Bel, sırt ve karın kaslarını güçlendirmek, eklem ve yumuşak dokuların esnekliğini arttırmak için uygun egzersizler yapılması çok önemlidir.

Egzersizlerin başladığı ilk günden itibaren, çok hızlı bir iyileşme beklenmemelidir. Çünkü süreç kasların güçlenmesi ile ilgilidir.

Hareketlerin sayısı ve tempo; gün geçtikçe ve yavaş yavaş önerilen şekilde arttırılmalıdır.

Egzersizler sırasında ani ve hızlı hareketlerden kaçınılmalı ve nefes tutulmamalıdır. Egzersiz esnasında düzenli nefes alıp vermek çok önemlidir.

Günlük Yaşantınızda Yaptığınız İşlerde Bel Sağlığınızı

Korumak İçin Dikkat Etmeniz Gereken Pozisyonlar

1. Yatarken;

Yatış pozisyonunuza dikkat etmeniz gerekmektedir. Bunun için ne çok yumusak ne de çok sert olmayan bir yatakta, birden fazla yastık ile yatmamanız gerekmektedir. Yan yatmada; dizleriniz hafif bükülü, omurga düz ve bacaklar arasına bir yastık koyarak, sırtınızın doğal dinlenme pozisyonunu bulunuz. Sırtüstü yatmada ise; bel bölgesindeki gerilimi azaltmak ve yeterli desteği sağlamak için dizler bükülü ve destekli olmalıdır.

2.Oturmada;

- Oturduğunuz yerde sabit durmayın. Sık sık pozisyon değiştirerek kısa aralıklarla oturun.
– Mutlaka belinizi bir yastık ile destekleyin veya arkaya dayanın.
– Dizlerinizi olabildiğince kalçalardan yüksekte tutun.
– Öne doğru eğilerek oturmaktan kaçının.

3. Ayakta

– Uzun süre aynı pozisyonu koruyarak ayakta durmaktan kaçının.
– Eğer uzun süre ayakta durmanız gerekiyorsa, bir ayağınızı basamak üzerine alarak dizinizi hafifçe bükün veya bir yere dayanın.

4. Ağırlık kaldırma;

Ağırlık kaldırmaktan kaçının. Mutlaka yapmanız gerekiyorsa doğru kaldırma tekniklerini kullanın.
Bunun için;
- Belinizi eğmeden ve sağa-sola çevirmeden, düz bir pozisyonda bir bacak önde olacak şekilde çömelerek yerden alın.
– Kaldırma işlemini ani hareketle değil, yavaşça yapın.
– Kaldırmadan önce ağırlığı orta hatta vücuda yaklaştırın.
– Yük taşırken orta hatta ve vücuda yakın tutun.
– Aynı aktiviteyi tekrarlamaktan ve uzun süre aynı pozisyonda kalmaktan kaçının.
– Cismi itmeniz veya çekmeniz gerekiyorsa, itmeyi tercih edin.

5. Süpürge kullanırken dik durun ve kesinlikle öne doğru eğilmeyin.

6. Ütü yaparken, üzerine bastığınız ayağınızı sık sık değiştirin. Ayağınızın birini basamak ile desteklerseniz belinizin yükünü azaltmış olursunuz.

7. Bulaşık makinenizi sırtınız düz olacak şekilde, elinizi bir yere dayayarak ve çömelerek boşaltın.