Estetik ve Plastik Cerrahi Kliniği | Ekol Hastanesi İzmir

Migren ameliyatı deri altına yapılan bir işlemdir.

Ameliyat saçlı deriden yapılan küçük kesilerle endoskopik kameralı (kapalı) teknikle yapıldığı için, herhangi bir iz kalmaz.

Ameliyatın başarı oranı %90’ın üzerindedir.

Migren ameliyatı tetikleyici kafa sinirlerinin dekompresyonuna (serbestleme-rahatlatma) dayalı bir ameliyattır. Şu an için tanımlanmış 4 ana tetikleyici sinir bölgesi mevcuttur. Bunlara ilaveten 4 adet minör başlatıcı sinir alanı daha tanımlanmıştır.

 

Ana Migren Bölgeleri;
Alın, Şakak, Burun, Ense kökü.

Minör Migren Bölgeleri;
Orikulotemporal, küçük oksipital, alın sinirinin yan dalı.

Migren cerrahisinin temelinde trigeminal sinirin dallarının üzerindeki baskıyı kaldırmak yatar. Çoğu hastada korrugator kas ve trigeminal sinirin etkileşimi migren ağrısına yol açar.

Korrugator kası kaşların üzerinde konumlanan ve temelde “kaş çatmasını” ve yüzdeki diğer tepki belirtilerini sağlayan kastır. Bu kas trigeminal sinirin dallarına bası yaptıgından dolayı migren ağrısı oluşur.

Cerrahi operasyonda gözkapağına yapılan küçük insizyon ile bu kaslar alınıp sinir gevşetilir. Bir çeşit sinir sıkışması operasyonu da denilebilir. Böylelikle migren ağrısının tetiklenmesi sona erer ve hasta migren ağrısından kurtulur.

Şakak bölgesindeki migren ağrısı için de aynı yöntem izlenir. Yalnızca bu bölgedeki sinir tamamen alınır. Boyun bölgesindeki sinir sıkışmasını sağlayan kasların bir kısmı çıkartılıp sinir gevşetilir.

 

Ekol Hastanesi'nde migrenin cerrahi tedavisi

Tüm dünyada sık karşılaşılan rahatsızlıklardan birinin migren olduğunu söyleyen Opr. Dr. Cenk Melikoğlu, “Migren Türkiye’de kadınların yaklaşık yüzde 22’sini, erkeklerin yüzde 11’ini etkiliyor” dedi.

Migren tanısının nöroloji doktoru tarafından teşhis edilmesi ve tanısının konması gerektiğini belirten Ekol Hastanesi’nden Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Cenk Melikoğlu, “İlaç tedavisine başlanmış ancak ilaç tedavisi altında bir ay içinde 2 ya da 3 atak geçiren, ilaç tedavisinin yan etkilerinden dolayı ilaç kullanamayan ya da kullanmak istemeyen migren hastaları ameliyat için uygun adaylardır. Migren ameliyatı ile yüzde 90 tedavi oranı yakalamak mümkündür.” Dedi.

KAPALI YÖNTEM

Tedavinin, migreni tetikleyen sinirlerin gevşetilip rahatlatılmasıyla gerçekleştirildiğini ifade eden Opr. Dr. Cenk Melikoğlu, ameliyat tekniği hakkında bilgi verdi: “Migren ağrıları, alın, şakak ve ense kökü ve burundaki bölgelerden tetiklenir. Dolayısıyla bu bölgelere mikro kameralarla gerçekleştirdiğimiz kapalı(endoskopik) işlemlerde migreni başlatan sinirleri tespit edip gevşeterek rahatlatıyoruz. Bunu, sinirlere baskı yapan kaslara müdahalede bulunarak yapıyoruz. Herhangi bir iz bırakmadan kapalı yöntem dediğimiz endoskopik yöntemle ameliyatı gerçekleştiriyoruz. Bu ameliyat hiçbir şekilde beyin ve önemli organlarla ilgili bir ameliyat değildir. Ameliyatta sadece cilt altına risksiz bölgelere küçük rahatlama müdahaleleriyle yapılır. Migren ameliyatı sonrasında herhangi bir iz kalmaz hasta kısa süre içerinde günlük hayatına ve işine dönebilir. Her 10 hastadan 9 u bu ameliyattan fayda görmektedir.”

Ameliyattan sonra hastaların aynı gün taburcu edildiğini söyleyen Opr. Dr. Cenk Melikoğlu, “4 haftaya kadar migren kaynaklı ağrılar gerilemektedir. Hasta kısa zamanda normal hayatına dönebiliyor. Ameliyat izleri saçlı derinin içine gizlendiği için dışarıdan görünmüyor.” Dedi.